Haber giriş tarihi : 22-03-2016 | 08 : 08 55
Haber güncelleme tarihi : 22-03-2016 | 08 : 08 55
Astsubaylıktan sanatçılığa uzanan gizemli yolculuğun hikâyesi
İbrahim KEKEÇ sordu, Udi üstadı Gökhan ÖZKUR yanıtladı...
UDİ VE BESTAKÂR GÖKHAN ÖZKURLA BAŞBAŞA...
.jpg)
Astsubay emeklisi Gökhan Hocanın musikiye olan ilgisi, askeri servis aracında hadi patlat la başladı.
Sıfırdan başladığı musiki hayatında başarı merdivenlerini emin adımlarla çıktı. O şimdi Türk Musikisine yüzlerce öğrenci yetiştiriyor.
Trenler dosttur, trenler arkadaştır.
Her istasyonda uçsuz bucaksız yeni dostluklara, yeni arkadaşlıklara açılır trenlerin kapıları. Küçük bir tebessüm, ardından gelen selamlaşma hasbıhale dönüşür. Zamanın nasıl geçtiği anlaşılamadan ayrılma vakti gelir. Yollar ayrılsa da dostluklarla perçinlenmiş gönüller ayrılmaz artık.
Udi Gökhan Hocayla da istasyonda tanışmıştık tren beklerken
Onun sanatçı kişiliği, başlattığımız sohbeti dostluğa dönüştürerek derinleştirmiş, anlattıklarıyla heyecanlanmıştık. Trenin bizi son istasyona ulaştırması, en kısa sürede görüşmek üzere vedalaşma vaktinin geldiğinin de uyarısıydı.
Günler birbirini, geceler sabahları, yelkovan akrebi kovaladı. sadece kendisini değil, güneş ışığı gibi çevresini de aydınlatan Gökhan Hocanın dünyasını okuyucularımızla paylaşmak üzere bir araya geldik.
Gelirken çok sevdiği, aşkım dediği udu da yanında getiren Gökhan Özkurın özel ve müzik yaşamı hakkında anlattıklarından etkilenmemek, heyecan duymamak mümkün değildi. Okuyunca sizler de bize hak vereceksiniz.
İ. KEKEÇ: Öncelikle bizi kırmayarak, söyleşimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ediyoruz.
Türk Musikisine gönül vermiş sizin gibi bir üstadı ağırlayarak tavsiyelerinizi, düşünce ve tecrübelerinizi okuyucularımızla paylaşalım istedik.
Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?
G. ÖZKUR: Efendim, 1943 yılında Diyarbakırda doğmuşum. Babam Devlet Demiryollarında görev yapıyordu. 1957de Eskişehire tayinimiz çıktı. Oradaki görevi sırasında iş kazası geçirdi. En son gittiği İzmirde emekli oldu.
MÜZİK AŞKIM HADİ PATLATLA BAŞLADI
İ.KEKEÇ: Size gelirsek, Silahlı Kuvvetler mensubu olarak başladığınız hayatta musiki ile tanışmanız nerede ve nasıl başladı?
G. ÖZKUR: Lisenin ardından 1962 yılında Hava Astsubay Okuluna girmiştim.
1964 yılında Malatyada göreve başladım. O ana kadar müzikle hiç ilgim yoktu. Kaldığımız uzak yerden servisle Alaya gidip gelirken abilerimiz Dinçer Beye sürekli hadi patlat derdi. Ne demek abi patlat ? diye sorduğumda sen yarın görürsün dediler.
Adam ertesi gün okumaya bir başlayınca benim dünyam döndü. Hani derler ya bir bakışa aşık olursun, ben de öyle oldum. Meğer çocuk zamanında Üsküdar Musiki Cemiyetine gitmiş. İşte o zaman bende müzik aşkı başladı. Benim için hayat yeniden başladı diyebilirim.
ÜNLÜ BESTEKÂRLARDAN DERS ALDI
İ.KEKEÇ: İlginç Peki, sonra ne oldu?
G. ÖZKUR: Bana ders verecek bir hoca aramaya başladım. Fakat hoca bulamadım. Malatya, Eskişehir derken 1970 yılında İstanbula geldim.
Hoca arayışlarıma burada devam ettim. Bir gazinoda Türkiyenin en iyi bestekârlarından Şekip Ayhan Özışıkı buldum. Kendimi tanıtarak, hocam ben hava kuvvetlerinde astsubayım ben müziğe ağlıyorum.
Müzik sesi duyduğumda tüylerim diken diken oluyor. Fakat ud çalmasını bilmiyorum. Beni buraya alır mısınız dedim. Beni Koro Şefi Aslan Hepgüre yönlendirdi. Kısa bir süre onunla çalıştım. Kendisine teşekkür ettim. Benim amacım bir an evvel nota öğrenmekti. Karargâhta Bando Birliğine giderek, nota öğrenmek istediğimi söylediğimde bizim zamanımız yok, size nota öğretemeyiz dediler.
Yapacak bir şey kalmamıştı. Bir taraftan müziğe olan aşkım bir taraftan henüz nota öğrenememiş olmam beni hem üzüyor hem de kamçılıyordu.
KENDİMİ TÜRK MUSİKİSİNE VAKFETTİM
Bir hafta gece gündüz çalıştım. Kendi kendime notayı öğrendim. İleri Türk Musiki Cemiyeti Konservatuarını çalıştıran Teoman Önaldan ders aldım. Babamın vefatı üzerine müziği bırakmak zorunda kaldım.
Bir arkadaşımın vasıtasıyla 15 yıl sonra Ankaraya Şevket Tümerin korosuna girdim. Müziğe uzun süre ara vermeme rağmen beni çok beğendiler. Keman Sanatçısı, Koro Şefi ve Bestekâr Cahit Ünyaylar Beyle ve ardından GATA Askeri Hastanesi Korosunda çalıştım. İki yıl orada hocalık görevinde bulunduktan sonra ayrıldım. Bir süre Yenimahalle Belediyesi uhdesindeki koroda çalıştım. Şşimdi ise özel dershanelerde ud derslerine gidiyorum. Bunun yanı sıra bazı korolara gidiyorum. Musikiyi seviyorum. Kendimi Türk musikisine vakfetmiş durumdayım.
Ben öğrenme aşamasında çok zorluklarla karşılaştığım için herkesin yardımına koşacağıma kendi kendime söz verdim. Allahıma şükürler olsun hep buna tahakkuk ettim. Yeter ki dedelerimizden gelen bu müziğimiz değeri ve yerini bulsun.
GENÇLERİMİZ NOTA ÖĞRENMEK İSTEMİYOR
İ.KEKEÇ: Hocam, öğrencilerinizin ilk kez size geldiğinde beklentileri ne oluyor. Ud çalmayı hemen öğrenmek gibi. Sonra ne oluyor?
G. ÖZKUR: Gelen talebelerin çoğu biraz özentiyle geliyor ama geldikten sonra hiç birisi kaçmak istemiyor.
Bir gün öğretmenlerin de olduğu bir topluluğu çalıştırmaya gittim. Yaklaşık 30 kişilerdi. Önce notadan başlayacağımı söyleyince önce itiraz ettiler. Yaklaşık 10 dakika ders dinledikten sonra hepsi dersi sevdiklerini ifade ettiler.
UD BENİM AŞKIM, UD BENİM GENÇLİK İKSİRİM
Ud öğrenmek isteyenler öğrenciler, kurstan çıkınca günde en az iki saat evde ders çalışmaları gerekiyor. Bu işte sevgi ve samimiyet lazım.
Farkındaysanız ben yaşımı göstermiyorum. Niye, bu (ud) benim aşkım, bu benim dostum, arkadaşım sevgilim. Bir sıkıntım olursa ve üzülürsem alırım elime keyifle çalar dururum. Her derdime deva olduğu gibi ne para ister ne pul! Ben o zaman niye genç kalmayayım?
DEDE EFENDİYE SAHİP ÇIKALIM
İ.KEKEÇ: Hocam, öğrencilerinize, özellikle de gençlere tavsiyeleriniz nedir dersek neler söylersiniz?
G. ÖZKUR: Bu soruyu sorduğunuz için teşekkür ediyorum. Gençlere tavsiyem: Türk musikisine sahip çıksınlar. Bakın Avrupalılar, Amerikalılar dedelerine sahip çıkıyor.
Dünyanın en bilim insanı İbni Sinalar, Kuşçu Aliler Efendim Farabiler, Cabirler, Piri Reisler hepsi bizim dedemiz. İbni Sinanın eserleri halen okunuyor. Dede Efendiye ve onun emanetine sahip çıkalım. Tarihimize ve kültürümüze sahip çıkacak gençlere ihtiyacımız var.
RÜYA GİBİ BİR AN
Zamanın şiir gibi akıp gittiği bir anı yaşadık Gökhan Özkur Hocayla. Bâki kalan bu kubbede hoş bir sadâ imiş der şair Mustafa Küçük. Kendini Türk Musikisine adamış Udi Sanatçımız Gökhan Özkur Hoca da öyle yaptı. Söyleşimizin sonunda hüzzam makamında çaldığı bir eserle bizde hoş bir sadâ bırakıp gitti.
Haber :
ETİKETLER : Yazdır







